Hakkımda
|
|
bilim teknoloji seyehat yemek örgü tatil bilgisayar kısaca hayata dair herşey
|
Bağlantılarım
|
|
|
Reklamlarım
|
|
Eğlence
|
|
|
|
ADWORDS HAKKINDA BİLGİ EDİNİN
ADSENSE
Reklamlarınızı oluşturun Reklamlarınızı oluşturun ve işletmenizle ilişkili kelime veya deyimler olan anahtar kelimelerinizi seçin. Anahtar kelime fikirleri edinin
Reklamlarınız Google’da görünür İnsanlar Google’da anahtar kelimelerinizden birini aradığında, reklamınız arama sonuçlarının yanında görünebilir. Böylece, zaten sizinle ilgilenen bir hedef kitleye reklam yapıyor olursunuz. Müşteri kazanıyorsunuz İnsanlar satın almak veya hakkınızda bilgi edinmek için reklamınızı tıklayabilir. Başlamak için bir web sayfasına bile ihtiyacınız yok, Google ücretsiz olarak bir web sayfası oluşturmanıza yardımcı olur. Bu kadar kolaydır! Google AdWords şunları sunar:
Hedef kapsam Google’da arama yapan kişilere artık reklam yapabilirsiniz. Google’ın arama sonuçlarında şimdiden görünüyor olsanız bile, AdWords, Google’da ve reklamcılık ağımızda yeni hedef kitleleri hedeflemenize yardımcı olabilir.
Daha fazla kontrol İstediğiniz sonuçları alıncaya kadar reklamlarınızı düzenleyebilir ve bütçenizi ayarlayabilirsiniz. Çeşitli reklam biçimleri görüntüleyebilir, hatta reklamlarınızda belirli dilleri ve coğrafi konumları hedefleyebilirsiniz.
Ölçülebilir değer Minimum harcama şartı veya süre taahhüdü söz konusu değildir. Üstelik, tıklama başı maliyet seçeneğiyle, yalnızca reklamlarınıza tıklanırsa sizden ücret alınır. Bu, bütçenizin her kuruşunun yeni potansiyel müşteriler kazanmak için harcandığı anlamına gelir. Maliyetler konusunda endişe mi duyuyorsunuz? Endişelenmeyin—AdWords tüm harcamalarınızın kontrolünün sizde olmasını sağlar. Bütçenizi belirleyin Minimum harcama zorunluluğunuz yoktur--AdWords için ödediğiniz tutarı belirlemek size kalmıştır. Örneğin 7,5 YTL'lik günlük bütçe ve reklamınıza yönelik her tıklama için maksimum 15 kuruşluk bir maliyet belirleyebilirsiniz. Varsayımlardan kaçının Anahtar kelime trafiği ve maliyet tahminleri, anahtar kelimeleri seçme ve bütçenizi en üst düzeye getirme konusunda bilinçli kararlar verebilmeniz için sağlanır. (Anahtar kelime maliyetlerini tahmin et) Yalnızca sonuçlar için ödeme yapın Reklamlarınız görüntülendiğinde değil, yalnızca reklamlarınız tıklanırsa ödeme yaparsınız.
Ödeme seçenekleri ülkeye ve para birimine göre değişmektedir. Daha fazla bilgi edinin Yerel ve bölgesel hedefleme Reklamlarınızı sadece belirli bir bölgede arama yapan kişilere görüntülenecek biçimde ayarlayın. Artık, mesela bulunduğunuz yere 40 kilometre uzaklıktaki online müşterileri kolayca hedefleyebilirsiniz. Daha fazla bilgi edinin
Bu program sayesinde ne kadar kazanacağım?
İçerik sayfanızda gösterebildiğiniz reklamlar, her bir tıklama için fiyatlandırma (CPC) reklamlarıdır. Bu, reklamverenler sadece kullanıcıların bu reklamlara tıkladığı zaman ödeme yapacaklar demektir. Web sitenizde yer alan reklamlara yapılan tıklamalar için toplam ödemenin bir kısmı size verilecektir. Google AdSense üzerinden sunulan kazanç oranını bildirmememize rağmen, hedefimiz, yayıncıların diğer reklam ağlarından elde edebilecekleri miktarda ya da daha fazla kazanç elde etmelerini sağlamaktır.
Ne kadar kazanacağınızı öğrenmenin en iyi yolu reklamları göstermeye başlamaktır. Herhangi bir maliyet veya mecburiyet yok ve başlamak çok kolay ve hızlı.
Reklamları sitenizde çalıştırmaya başlar başlamaz, https://www.google.com/adsense adresinde yer alan Google AdSense hesabınıza istediğiniz an girerek kazancınızı görebilirsiniz. 'Raporlar' sekmesi sayfa izlenimlerini, reklam tıklamalarını, tıklama oranını, ortalama ve toplam kazançları göstermektedir. Bu sayede programın ne derece başarılı olduğu hakkında fikir sahibi olabilir, zaman içinde ne kadar kazanabileceğinizi tahmin edebilirsiniz.
Nasıl kaydolurum?
https://www.google.com/adsense/login/tr/ linkine tıklamanız ve devam eden prosedürü takip etmeniz yeterlidir. |
Tarih: 01:20, 28/5/2008 Kategori: ADSENSE |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KAUNOS



Kaunos, Muğla’nın Köyceğiz ilçesinin güneyindeki Dalyan’ın yakınındadır. Strabon kentin bir yarımada üzerinde kurulduğunu fakat sonra alüvyonlarla dolarak içeride kaldığını söyler . Gerçekten de bu gün Kaunos denizden 3 km. kadar içeridedir. Yine Strabon’un bahsettiği Kaunia gölünün denize bakan ayağı bugün “Sülüklü” adıyla anılan bir bataklığa dönüşmüştür. Kaunos Hellen dilinde anlamı olmayan bir sözcüktür. Lykçe yazıtlarda Ksibde olarak geçen bu kent Rodos Pereia’sı içinde büyük bir yerleşim yeridir. Yunan mitolojisine göre Miletos’un oğlu Kaunos, kendisine aşık olan Byblis’e karşılık vermemiş o da üzüntüsünden canına kıymıştı. Bunun üzerine Kaunos da Miletos’u terk ederek bu kenti kurduğunu Ovidius da anlatmıştır. Kaunos’un ne zaman kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Homeros kitabında açıkça buradaki sekene için şöyle yazar: “Kaunos’lular ,bana kalırsa,buranın yerlisidir; ama kendileri Girit’ten gelme olduklarını söylerler. Dillerinde Karia etkisi vardır ya da Karia dilinde onların etkisi.” Nitekim Kaunosluların Karia’lılardan farklı 30 harfli bir alfabe kullandıkları bugün anlaşılmıştır. Ayrıca Lykia kültürünün de etkili olduğu günümüze gelen eserlerden anlaşılmaktadır.
Kaunosda, M.Ö.VIII yy.dan beri yaşamın olduğu bilinirse de tarihte ilk kez adları M.Ö.545’de Pers generali Harpagos’a karşı gösterdikleri direniş ile geçmektedir. Herodotos Harpagos’un İonia’yı yönetimi altına aldıktan sonra Karialı’ların, Kaunos’luların ve Lykia’lıların üzerine yürüdüğünü söylemektedir. Bu sözler Pers istilâsı sırasında Kaunos’un önemli bir kent olduğunu göstermektedir. Onurlarına ve özgürlüklerine düşkün olan Kaunos’lular Harpagos’a karşı koymalarına rağmen yenilgiden kurtulamadılar. Harpagos Kaunoslulara karşı, kendisine direnç gösterdikleri için çok zalimce hareket etti. Hellenlerin Persleri Anadolu’dan atmak için giriştikleri mücadelede Kaunos’da yerini aldı ve Attika-Delos Deniz birliğine girdi. Peleponnes savaşı sırasında kentin limanı her iki tarafça zaman zaman kullanılmıştır. Kent M.Ö. 377’de Karia Satrabı Mausolos’un idaresine girdi ve bu dönemde şehirde büyük imar faaliyetleri başladı. Bu dönemde ilk defa sikke basan şehir M.Ö.334’de Büyük İskender tarafından Mausolos’un kız kardeşi Prenses Ada’ya verildi. İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında çıkan savaşlar sırasında sık sık el değiştiren kent, bir ara Ptolemaios ve Seleukosların da idaresine girmiştir. M.Ö. II.yy.da Bergama krallığından vasiyet yoluyla Roma tarafından Rodos eyaletine bağlanan kent M.Ö.129’da Roma’nın Asya eyaleti sınırları içine alındıysa da özgür kent statüsünü korudu. Bizans devrinde ise Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur.
Zamanla Dalyan çayının taşıdığı alüvyonlar ve gel-git olayları denizi sığlaştırmış ve kent en büyük özelliği olan limanını yitirmiştir. Bunun yarı sıra bataklıktan dolayı sivrisinekler azmış ve halkı sıtma kırıp geçirmeye başlamıştır. Bu duruma fazla direnemeyen halk doğa ile baş edemeyince, kenti terk etmek zorunda kalmıştır. Bir zamanlar Attika-Delos Deniz Birliğine 10 talent gibi yüklü bir para ödeyen, Perslere direnen insanların yenemediği Kaunos’u sıtma yenmiş ve halkını kentlerini terke mecbur bırakmıştır. Yaşam tarzları ve inançları komşularından farklı olan Kaunosluları Homeros şöyle anlatır: “...görenekleri bakımında,.ötekilerden olduğu kadar Karialılardan da uzaktırlar. Bunlarda içki âlemi tertiplemek geleneği vardı,ancak bunu yaparken erkek,kadın,çocuk ve ayrıca yaş ve arkadaşlık ilişkileri de dikkate alınırdı. Kendilerine yabancı olan tanrılar için bir din uyarlamışlar,ama sonradan vazgeçmişler,yalnız babalarının tanıdıkları tanrılara tapmayı kararlaştırmışlardır; bunun üzerine ülkenin gençleri silâhlanmışlar, bu tanrıları,havaya kılıç sallıyarak Kalynda sınırına kadar kovalamışlardır; bunu yabancı tanrıları işte böyle kovaladık,diye anlatırlar. Bu ulusun gelenekleri böyledir.”
Kaunos’un varlığını ilk kez 1842’de fark edilmiş bilimsel kazılara da 1967’den itibaren Prof. Baki Öğün başlamıştır. Buradaki araştırma ve kazılar kentin tarihini Arkaik döneme kadar indirmiştir. Onu Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri izlemiştir. Kent başlıca iki kısımdan meydana gelir 1- Akropol 2-Aşağı şehir. Kuzeydeki oldukça sarp kayalıklara oyularak yapılan kaya mezarlarının tahmini sayısı 150 kadardır. Bunlardan 20 tanesinin cephesi İon nizamında bir tapınağın cephesine benzer. Bu mezarların büyük bir kısmı M.Ö. IV.yy.a aittir. Büyük İskender’in istilası yüzünden bir kısmı tamamlanamamıştır. Mezar odalarının içerisindeki kline , hediye koymaya yarayan sekiler bulunmaktadır. Ayrıca güvercin yuvası şeklinde mezarların yanı sıra kare veya dikdörtgen mezar çukurları ile de karşılaşılmıştır. Kayalara oyulmuş, üstü kapaklı sanduka tipi mezarlar ve lahitler de dikkati çekmektedir. Bunlar büyük bir olasılıkla kaya mezarlarından daha önceki bir tarihe aittirler.
Kentin akropolü yaklaşık 150 m. yüksekliğinde olup, ovanın ortasında yükseliyordu. Güney yamaçları sarp kayalık olduğundan kuzey ve batı kesimleri Orta çağda yapılmış kulelerle desteklenen surlarla çevrilmiştir. Dikdörtgen, prizma biçiminde kesilmiş taşlardan oluşan surlar eski limanın batısından başlayarak yukarıdaki sırtları da içerisine almıştır. Bu uzun sur, büyük bir olasılıkla Kral Mausolos tarafından yaptırılmıştır. Prof.Dr. Baki Öğün ile birlikte kazılarda çalışan Alman Prof. B.Schmaltz burada yoğunlaştırdığı çalışmalarında kule ve duvarların eski devirlere ait toplama taşlardan yapıldığını ileri sürmektedir. Bu sur duvarında Klasik Çağ’a ait üzerinde sanatçının imzası da bulunan muhtemelen bir adak steline ait bir kitabe parçası bulunmuştur. Batı kulesinde ise nekropolden gelmiş, eski bir mezar epigramı parçası ile beyaz zeminli bir leyktos parçası bulunmuştur. Prof. Schmaltz M.Ö.227-26’da Rodos ve çevresini etkileyen depremin Kaunos’u da etkilediğini, bu duvarlar ile Küçük Kale üzerindeki surların büyük çoğunluğunun bu depremden sonra inşa edildiğini ileri sürmektedir.
Akropolün doğusunda yer alan, güneyi kayalara oyulmuş, diğer kısımları beşik tonozlar üzerine oturan tiyatro, günümüze çok iyi bir durumda gelebilmiştir. Prof. Dr. Baki Öğün’ün 1982’deki çalışmalarında Cavea ve Scena temizlenmiş, proscene’nin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış, sahne binasını taşıyan payeler arasında Milo Aphroditi kopyası, bir torso ve üç büst bulunmuştur. Cavea ve diazomanın yanı sıra altta 18 üstte de 16 oturma sırasının bulunduğu tiyatro Helenistik Çağ izlerinin görülmesiyle birlikte büyük bir kısmının Roma devrinde yapılmış olmalıdır. Tiyatronun kuzey-batısındaki bayırda üç yapıdan oluşan bir mimari dizi dikkati çekmektedir. Bunlardan ilkinin Bazilika tipinde bir kilise olduğu anlaşılmıştır. Kesme taşlardan yapılmış Apsis’i ile üç nefli bir erken Bizans kilisesidir. Diğeri Roma devrine ait bir hamamdır. Üçüncü yapının ne olduğu kesinlik kazanamamıştır. Bunun mabet veya kitaplık olduğu düşünülürse de kesin bir söz söyleyebilmek biraz zordur. Bununla beraber megaron şeklindeki bu yapının Dionysos’a ait olması da olasıdır. Hamamın güneyinde Vespasianus çeşmesi ile Stoa yer almaktadır. Aynı zamanda eski limanın kuzeyindeki stoa Helenistik Çağ’da yapılmış, Roma döneminde de bazı ilaveler eklenmiştir. M.Ö.II. yy.a tarihlenen Stoa 94 m. uzunluğunda, tek yönlü bir yapı olup iki katlıdır. Alt katın Dor nizamında olmasına karşılık yıkıldığından dolayı ikinci kat hakkında bir bilgi yoktur. Stoa’nın hemen yanı başındaki Nymphaion “in antis” planındadır ve restore edilmiştir.Prof. Baki Öğün’ün burada yapmış olduğu çalışmalar sonunda taşlarının büyük bir kısmı yenilenmiştir. Ayrıca çok sayıda kitabe limana bakan yüzünde ortaya çıkarılmıştır.
Agora bütünüyle 2 m.ye ulaşan toprak tabakası altında kalmış ve 1981 yılında temizlenmesine başlanmıştır. Agora’yı çeviren revakların kalıntılarının yanı sıra bezemeli mimari parçalar da bulunmuştur. Agora’nın içindeki çeşmenin restitüsyonu da bu çalışmalar sırasında yapılmıştır. Kaunos’da ele geçen yazıtlardan kent içerisinde birçok mabedin olduğu anlaşılmıştır. Çalışmaların bu bölgede yoğunlaşmasına karşılık bunların hangi tanrılara ait oldukları kesinlik kazanamamıştır. Agora’nın kuzey-doğusundaki suni bir teras üzerinde Stoa ile Hamam arasında bulunan mabet Dor nizamındadır ve M.Ö. I.yy.a ait olmalıdır. Büyük bir olasılıkla Zeuss’a atanmış olmalıdır. Mabed’in çevresinde 30’a yakın mezarla karşılaşılmıştır. Erken Bizans dönemine tarihlenen bu mezarların çevresinde çok sayıda mimari parça ile karşılaşılmıştır. Bu buluntulara dayanılarak bu mabed Helenistik döneme tarihlendirilmiştir. Burada kalp şeklindeki portikonun başlıkları ile karşılaşılması oldukça ilginçtir. Limanda, Agora’nın doğusundaki Korint nizamındaki mabet de mimarisine bakılarak M.S.II.nci yy.a tarihlendirilmiştir. Ayrıca Büyük limanın yakınında Prostylos plânlı, kuzey-güney doğrultusunda, Cella duvarlarının büyük bir bölümü ayakta olan bir başka mabet daha bulunmaktadır. Kenthaber Kültür Kurulu
|
Tarih: 01:15, 28/5/2008 Kategori: seyahat |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BERLİN MERKEZ TREN İSTASYONU

Batı Humboldthafen’da tarihi Tiergarten Bölgesi'nde inşa edilen Berlin Merkez Tren İstasyonu'nun tasarımında, prensip kararı olarak kentteki mevcut demiryolu hattının vurgulanması benimsenmiştir. Bu prensip, mimari anlamda ise ters L şeklindeki iki bina ve filigran cam çatı ile yorumlanmıştır.
Yarışma Tarihi: 1993 – Birincilik Ödülü
Tasarım: Meinhard von Gerkan, Jürgen Hillmer
Tasarım Ekibi: Jens Kalkbrenner, Manfred Stanek
Proje Müdürleri (Uzun Mesafe Demiryolu): Hans-Joachim Glahn, Klaus Hoyer
Proje Müdürü (Cam Üst Örtü): Prisca Marschner
Proje Müdürü (Yapı Blokları): Prisca Marschner, Susanne Winter
Proje Ekibi: Christel Timm-Schwarz, Andreas Ebner, Petra Kauschus, Bettina Kreuzheck, Michael Scholz, Monica Sallowsky, Ivan Ivanov, Tomomi Arai, Klaus-Dieter Schimpf, Ralph Preuß, Karl-Heinz Behrendt, Matthias Holtschmidt, Dirk Tietgen, Rene Wiegand, Silke Petry, Burkhard Pick, Bernd Kottsieper, Helga Reimund, Kemal Akay, Frank Anacker, Stefan Both, Henning Raske, Meinhard Rudolph, Ivanka Perkovic, Antje Pfeifer, Vita Römer, Maike Carlsen, Radmilla Blagovcanin, Amra Sternberg, Ahrend Buchholz-Berger, Dirk Hünerbein, Stefan Bachmann, Constantin Dumat, Jan Koettgen, Karsten Fritsche, Katrin Junge, Gisbert von Stülpnagel, Sabine Gressel, Peter Karn, Christian Kreusler, Werner Schmidt, Lothar Scharpe, Hubertus Pieper, Elisabeth Mittelsdorf, Antje Lucks, Hans Münchhalfen, Peter Krüger, Klaus Jost, Gisela Koch, Sebastian Geiger, Claudia Gern, Wolfgang Höhl, Markus Siegel, Diana Kurscheid, Saban Yazici, Risteard Mac Diarmada, Thomas Weiser, Tomas Nowack, Alessandro Dalpiaz, Brigitte Queck, Imke Quast
İnşaat Mühendisliği: Schlaich Bergermann und Partner, IVZ/Emch+Berger
Aydınlatma Tasarımı: Peter Andres + Conceptlicht GmbH
Teknik Yapı Ekipmanları: Brandi IGH
İşveren: DB Projekt Verkehrsbau GmbH, Deutsche Bahn AG
İnşaat Başlangıç – Bitiş Tarihi: 1996 – 2006
Toplam Kat Alanı: 175.000 m2
Taban Alanı: 100.000 m2 |
Tarih: 01:05, 28/5/2008 Kategori: teknolojivebilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
MISIR PİRAMİTLERİ

Binlerce yil önce yapilan piramitlerde bugün bile hala binlerce sir yatmaktadir.O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramini bilmiyorlardi.Ve bütün bunlari göz karariyla yapmalarida imkansiz.Bugün bile çok düzenli bir sekilde yapilan gökdelenlerde çok hafif bir sapma sözkonusu olabiliyor.Peki o zamanlar bunlari yapan insanlar ölçüm için ne kullandilar.Saniye mi?Arsin birimi mi?Misir endazesi mi?Bilemiyoruz.Şimdi bu piramitlerde, özellikle Gize bölgesindeki büyük piramitin çesitli oranlarda ölçümlerine bir bakalim.Bunlarin hepsi bir rastlanti mi?Olabilir.Ama bu kadar çok rastlantida insani düsündürüyor!
Piramitlerin Gizemi
Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.
Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)
Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.
Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.
Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.
Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.
Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.
Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur
Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.
Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pitagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3:4:5′dir.
Büyük Piramitin tabininin yüzeyi,anitin yarisinin iki katina bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.
Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin karesine esittir.
Büyük Piramit,dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.
Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.
Piramit dev bir günes saatidir.Ekim ortasiyla Mart basi arasinda düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yilin uzunlugunu gösterirler.Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin tas levhalar üstinde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlissiz olarak saptanabiliyordu.
Büyük Piramit’le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.
Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.

Gizde’den geçen boylam,dünyanin denizleriyle anakaralarini iki esit parçaya böler.Bu boylam ayrica,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluguna ölçümünde dogal sifir noktasini olusturur.
Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu,çevresi ekvatorun uzunlugunu temsil eder.Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.
Gize piramitleri tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte. Bunlar; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.
Kefren Piramidi Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte ve Mısır’da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur. Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır. Keops’un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip.
Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte.
Gize piramitlerinden İçi ziyaret edilebilen tek piramit olan Kefren piramidinin mezar odası. Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km)
Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.
62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış.
Piramitler hala yapımları esnasında ki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır..

İnsanoğlunun yaptığı eserlere bu derece hayranlık duyanlar Allahın yarattığı dağlara hiç bakmazlar mı? Dağların üzerinde yaşayan bitkilerin nasıl büyütüldüğünü hiç görmezler mi, üzerinde yaşayan hayvanatın rızkının nasılda karşılandığına hiç şaşırmazlar mı?
“Ey insanlar ! Size bir misal getirildi, şimdi onu dinleyin. Sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizin hepsi toplansa bir sineği yaratamazlar.Sinek onlardan bir şey kapsa onu da geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de” (Hacc 73) bir anlam ifade etmez mi ?
Piramitlerle kıyaslanamayacak şekilde daha sanatlı daha büyük olan dağlar ve üzerindeki nebatat ve hayvanat daha çok düşünülmeye değer değil mi?
Ya da şöyle mi denmeli ;bu heybetli dağları ve üzerindekileri yapmaya kadir olan var mı birileri?
Yoksa neyi düşünmeli neye şaşırmalı?
“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine, ölümünün ardından yeryüzünü nasıl diriltiyor. İşte bunu yapan, ölüleri diriltendir; Onun gücü herşeye yeter. |
Tarih: 00:51, 28/5/2008 Kategori: seyahat |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
DUBAİ
|
|
|
|
Dubai... Birleşik Arap Emirlikleri'nin ikinci büyük şehri ama, ülkeyi oluşturan 7 emirlik arasında ilk onun adı akla geliyor. Bütün dünya buraya, çölün ortasına sadece bir tek amaç için geliyor öncelikle. Vergisiz alışveriş yapmanın keyfini yaşamak için. Koltuklarınıza kurulun, kendinizi Dubai'nin başka hiçbir yerde bulamayıcağınız, en gizemli ve faydalı bilgileriyle başbaşa bırakın. İyi geziler. |
Dubai, Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan 7 emirlikten birisi. Ülkenin en büyük emirliği, kalbi sayılabilecek bir emirlik.
Buraya bireysel olarak gidecekseniz, yani organize turlarla gitmeyecekseniz, en iyi yöntem Türk Hava Yolları'nın uçaklarıyla gitmek. Ayrıntılı bilgi için burayı tıklayınız.
Ayrıca bir başka alternatif ise, belki en iyisi turlara katılarak gitmek. Çünkü bu şekilde giderseniz, uçak bileti ve otel fiyatları çok uyguna geliyor. Turun bu imkanlarından faydalanıp, sonra da alışveriş yerlerini ve ilginç yerleri sitemizden alacağınız bilgiyle kendiniz rahatlıkla gezebilirsiniz.
PEKİ VİZE DURUMU NASIL!
Birleşik Arap Emirlikleri, Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Ama durun hemen korkmayın. Saatlerce öyle vize kuyruklarında beklemiyorsunuz. İlk olarak Türkiye'den de vize alarak Dubai'ye gidebilirsiniz. Ama vize alırken en önemli ayrıntı, Dubai'de bir otelde rezervasyonunuzun yapılmış olması isteniyor. Bu işlem ise günümüzde çok da zor değil. İnternet sayesinde bir gün içinde Dubai'de kesenize göre bir otelde rezervasyon yaptırabiliyorsunuz.
Diyelim Türkiye'den vize alamadınız. Yine de Dubai'ye gitmek istiyorsunuz. Merak etmeyin. Bunun da alternatif yolları var. Emirates Havayolları ile Dubai bağlantılı bir seferde Uzakdoğu'ya yolculuk yapıyorsanız, havayolu şirketi size kefil oluyor. Dubai için özel paket programları bile var. Emirates ile uçarsanız otel fiyatı çok düşük rakamlara geliyor. Vize işlemlerini de onlar hallediyor.Eğer Dubai'ye otel rezervasyonu yaptırırsanız Türkiye'den vize için hiç beklemeyin. Gideceğiniz otelin rezervasyon teyidini ve yetkilisinin telefon numarasını alın. Dubai havalimanına inince, pasaport polisi önüne kadar gidin. Pasaport kontrolü öncesinde gideceğiniz salonda, otel rezervasyonu yapanların karşılandığı bankolar göreceksiniz.
Hatta yanınızda rezervasyon teyid kağıdı yoksa, rezervasyon yapanların isimlerini biliyorsanız ücretsiz olarak kalacağınız oteli arayıp, rezervasyon teyidi kağıdını alana fakslatıyorsunuz. Dubai Emirliği bunun içni özel görevliler ayırmış. Deskler olusturmuş.Dubai'de şehir içni telefon görüşmeleri ücretsiz. Sonra da bununla pasaport bölümüne gidiyorsunuz. Otel rezervasyonunu kontrol eden görevli size orada kalacağınız günler için gerekli olan vizeyi sorgu sual olmadan veriyor.
HAVALİMANINDAN ŞEHRE GİDİŞ.
Havalimanından şehre gidiş için ideal ve uygun olanı, terminal dışında otobüsler var. 3 dirhem tutuyor. Yani bir dolardan bile az. Çok sık olarak kalkıyor ve şehrin hemen her yerine gidiyor.
Havalimanından taksiye binmek isterseniz açılış 30 dirhemden başlıyor. Şehir içinde ise açılış, 3 dirhem. Daha sonra da kilometre başına belirlenen ücreti ödüyorsunuz.
Dubai'de yaşayanların sadece yüzde 20'si kendi ülkesinin vatandaşı. Gerisi ülkeye gelen yabancılardan oluşuyor. Hintli sayısı yüzde 55. Ülkede o kadar çok Hint kökenli insan var mi, hükümet artık Hintlilere oturma izni vermiyor.
Hayat yaz aylarında tamamen kapalı mekanlarda geçiyor. Çünkü sıcaklık ve nem ikisi birden insanı perişan ediyor. Dış mekanlarda özellikle, temmuz, ağustos aylarında yürümek mümkün değil.
Ülkenin ve Dubai'nin yol ağı çok iyi durumda. Her yerde tabelalar var. Yol kaybetmeniz diye bir şey söz konusu değil. Çöl ortasında petrol, ticaret ve diğer gelirlerle olabildiğinde yeşil modern bir şehir ortaya çıkarmışlar.

| |
Tarih: 00:46, 28/5/2008 Kategori: seyahat |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KARADENİZ
Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik'in doğusuna kadar uzanır. Bölüm genel olarak dağlıktır. En gelişmiş şehri Kastamonu'dur. Orman ürünleri ve ormancılık önemli gelir kaynağıdır. Bolu ve Düzce çevresinde çok sayıda kereste fabrikası bulunmaktadır. Zonguldak çevresi maden çıkarımı, Ereğli-Karabük çevresi maden işletmeleri ile Türkiye ekonomisine önemli katkıda bulunur. Batı Karadeniz'in en önemli katkısı ise maden çıkarma ve işleme alanındadır. Bölgenin önemli şehirlerinden birisi olan Karabük'de giderek gelişimini sürdürmektedir.
 Özellikle son yıllarda Batı Karadeniz bölgesinin en önemli gelir kaynaklarından biri turizmdir. Bölgedeki Amasra, Kastamonu, Safranbolu, Ereğli, Eskipazar, İnebolu, Abana, Cide ve Bolu gibi turistik merkezler yerli ve yabancı turistlere alternatif turizm hizmetleri sunarak ekonomiye önemli katkı sağlamaktadır. Eskipazar'da Hadrinapolis antik kenti bulunmaktadır. Yağış miktarı 1500-1600 milimetre arasındadır. En büyük kenti Zonguldak olan Batı Karadeniz kentinin en büyük şehri bu olsada , yüzölçümü çok küçük olan Zonguldak ilinin merkez dahil 6 ilçesi vardır.
Orta Karadeniz Bölümü
Karadeniz Bölgesi'nin orta bölümüdür. Ordu'nun doğusunda yer alan Melet Çayı'ndan Sinop'un doğusuna kadar uzanır. Samsun ve Amasya ilinin tamamı, Ordu'nun %99'u ve Doğu Karadeniz Bölümü'ne göre güneye daha fazla sokularak Tokat ve Çorum illerini içine alır.
Yer şekilleri Doğu ve Batı Karadeniz'e oranla daha sadedir. Dağların yükseltisi azalmış ve dağlar içeriye çekilmiş durumdadır. Bunun sonucunda tarım alanları ve ulaşım çok gelişmiştir. En gelişmiş şehri Samsun'dur.
Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz'e nazaran en az yağış alan, kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en az olduğu bölümdür. Yine de yağış boldur ve yağışlar her mevsime dengeli olarak dağıldığından kurak mevsim yoktur. Türkiye ekonomisine katkısı daha çok tarım alanındadır. Ülkemzdeki Fındık üretiminin yaklaşık yarısı (%41'lik bölümü) Ordu ilinde yapılmaktadır. Yağış miktarı 1000 milimetreye kadar çıkmaktadır. Dağları kıyıya paralel uzanır. Başlıca dağları Canik Dağları, Akdağ ve Kocadağ'dır.
Bu bölümde tarım alanları daha çoktur. Yeşilırmak, Kızılırmak ve Kelkit Çayı'nın aşağı kesimleri buradadır. Yeşilırmağın denize döküldüğü kesimde Çarşamba delta ovalarını oluşturmuşlardır. Ayrıca iç kesimlerde Suluova, Niksar, Erbaa ve Merzifon ovaları yer alır. Bu bölümde yağışlar doğu bölümüne göre daha azdır. Çünkü burada ki dağlar,doğudakiler kadar yüksek değildir. Denize etkisi iç kesimlere kadar sokulabilmektedir.Bu durum,kıyı ile iç kesimler arasındaki iklim farklılıklarının belirgin olmamasına neden olmuştur.
Doğu Karadeniz Bölümü
Karadeniz Bölgesi'nin en dağlık, en fazla yağış alan, bulutlanmanın çok olduğu, nem oranının en fazla olduğu bölümdür. Bölgede en çok balıkçılık ve tarımcılık olan bölümdür ve halk geçimini balıkçılık ve tarımdan kazanır. Ayrıca Karadeniz Bölgesi'nin en çok çay, fındık ve mısır yetiştirilen bölümüdür. Ulaşımın en zor, engebeli ve en çok göç veren bölümüdür. Tarım alanı kıyı şeridi boyunca dardır. Bölgenin engebeli olmasından dolayı makineleşme azdır Rize, Artvin, Trabzon, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, önemli yerleşim merkezidir. Bölgenin en gelişmiş illeri Trabzon, Ordu ve Rize'dir. Türkiye'de yaylacılık merkezi olan alpin çayırlıkların en güzel örnekleri Doğu Karadeniz Bölümü'nde, özellikle Rize çevresinde görülür. Ayder, Anzer, Çağırankaya yaylaları bunlara örnektir. Yıllık yağış oranı 2500 milimetreye kadar ulaşır.
Bölgede eski adı Şerah olan bir krater gölü Uzungöl bulunur. Uzungöl yaklaşık 1000 metre boyu, 500 metre eni ve ortalama 15 metre derinliğe sahip bir dağ gölüdür. Ormanlar arasında yer alan gölde alabalık yetiştirilir. Of'a olan uzaklığı yaklaşık 38 kilometredir ve Of'dan dolmuşlar bulunmaktadır. Yolun büyük kısmı asfalttır. Kıyı ile iç kesimler arasında iklim ve bitki örtüsü birbirinden tamamen farklıdır. Kıyı şeridinde tipik Karadeniz iklimi hüküm sürer. Doğu Karadeniz Bölümü'nde işletilen en önemli yer altı zenginliği, Artvin yakınlarındaki Murgul'da bulunan bakır madenidir. Türkiye'de üretilen bakırın büyük bir kısmı bu bölümdeki yataklardan elde edilir. Çıkarılan bakır cevheri Murgul ve Samsun'daki fabrikalarda işlenir. Trabzon'daki Atatürk Köşkü; Giresun Kalesi, Doğu Karadeniz'deki tek ada olan mitolojik Giresun Adası (Aretias), Kümbet Yaylası ve Bektaş Yaylası, Maçka'daki Sümela Manastırı ve Ordu Mesudiye'deki keyfalan yaylası ,Ordu'daki çambaşı yaylası ve Ordu daki bir çok yaylalarda her yıl düzenlenen yayla şenlikleri bölümün önemli turizm değerleridir. |
Tarih: 00:34, 28/5/2008 Kategori: seyahat |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
EN ESKİ İNSAN İSKELETİ
 |
|
|
|
En eski insansı iskeleti bulundu
Bilim insanları Evrim Teorisi’ne ışık tutacak, 3.3 milyon yıllık bilinen en eski insansı canlının tepeden tırnağı iskeletini gün ışığına çıkardı. | |
NEW YORK / LONDRA - Etiyopya’nın Dikika bölgesinde keşfedilen 3.3 milyon yıllık iskelet, şimdiye dek bulunan en eski insansıya ait kalıntı. Uzmanlara göre, iskelet Evrim Tarihi’nde maymundan insana geçiş türlerine güzel bir örnek teşkil ediyor. En eski insansı fosillerine evsahipliği yapan Doğu Afrika’da keşfedilmeyi bekleyen birçok kalıntı olabileceğini düşünüyor. Bilim insanları bu iskeletin sahibinin dik yürüdüğünü düşünüyor, buna ek olarak da ataları gibi ağaçtan ağaca zıpladığı da tahmin ediliyor.
Uzmanlar iskeletin sahibi olan canlıya Australopithecus afarensis adını verdi; bu türün 4 ila 3 milyon yıl önce yaşadığı tahmin ediliyor. Şimdiye dek bulunan en eski insansı fosili olan Lucy dahi, yeni keşfedilen canlıdan 100.000 yıl daha eski.
 |
| Selam adı verilen insansının kemiklerinin son derece iyi korunmuş olduğu ifade edildi. |
İskeletin ait olduğu kişinin öldüğü sırada 3 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bir çocuğa ait olan iskelette, zihinsel fonksiyonların maymunlara göre daha geç geliştiği öne sürülüyor. Zihinsel fonksiyonların geç gelişmesi insanlara ait bir özellik olarak değerlendiriliyor.
Şimdiye dek bilinen en eski insanı kalıntısı olan ‘Lucy’, Etiyopya’nın Hadar bölgesinde 1974’te bulunmuştu. İki türün birbirleriyle ilişkili olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar iskelete Arapça’da barış anlamına gelen ‘Selam’ adını koydular. Selam, Lucy’ye göre daha fazla maymunsu özellikler gösteriyor.
Araştırmayı Almanya’nın Leipzig kentindeki Max Planck Enstitüsü uzmanı Zeresenay Alemseged ve İngiltere’den University College London uzmanı Fred Spoor yaptı. İskelet ilk olarak 2000 yılında Etiyopya’nın kuzeydoğusunda keşfedilmişti. Ancak bilim insanlarının iskeleti kumun içinden zarar vermeden çıkarması ve bütünlemesi 5 yıl aldı.
AĞACA TIRMANMA TARTIŞMASI Bilim insanlarının şimdi önünde şu soru duruyor: Dik yürüyen Selam aynı zamanda da ağaçlara tırmanıyor muydu? Ağaçlara tırmanmak için uzun ve esnek kollara ihtiyaç var ve Selam’ın veya bilimsel adıyla Australopithecus afarensis‘in iskeletinde yapılan incelemede kollarının dizlerine kadar indiği ortaya çıkarıldı. Bilim insanları, insansı Australopithecus afarensis‘in kollarının uzunluğunu gerçekten ağaca tırmanmada kullanıp kullanmadığı ise bilinemiyor. Ancak, ağaca tırmanma alışkanlığının kaybolması insanlığa geçişin bir şartı sayılıyor.
ANATOMİK ÖZELLİKLER Araştırmayı yürüten Fred Spoor, Australopithecus afarensis‘in vücudunun alt kısmının insanı, üst kısmının ise daha çok maymunu andırdığını vurguluyor. Spoor, özellikle ayakların ve diz yapısının dik yürüyüşe uygun olduğu ve kalçanın insana benzediğinin altını çiziyor. Spoor’un incelemesinde öne çıkan anatomik özellikler şunlar:
Omuzlar gorillaların omuz yapısına benziyor.
Boyun, maymun türlerinde olduğu gibi kısa ve kalın.
İç kulaktaki denge organları maymuna daha çok benziyor.
Parmaklar insana göre çok daha kıvrımlı, bu özellik ağaca tırmanma ile özdeşleştiriliyor.
Ağız yapısı, maymunlarınkini andırırken, insan gibi lisan özellikleri göstermediği düşünülüyor.
Kafatasında beyin için görece büyük bir boşluk bulunuyor. Bu insansı bir özellik.
Kaynak: Araştırma İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır |
Tarih: 23:29, 23/5/2008 Kategori: teknolojivebilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
FOTOGRAF MAKİNESİ CASİO
Saniyede 60 kare fotograf çekebilen dünyanin en hizli fotograf makinesi Casio EX-F1, Türkiye’de satisa sunuldu. Yaris sirasindaki Formula 1 araçlarini bile en net sekilde fotograflayabileceginiz EX-F1, KDV dahil 1.599 YTL’lik fiyati ile teknomarketler ve Casio Exilim bayilerinde.
Dünyanin en hizli dijital fotograf makinesi olan ve saniyede 60 kare fotograf çekebilen Casio Exilim serisinden EX-F1 artik Türkiye’de. Casio EX-F1, 6 megapixel görüntü kalitesi, yüksek zoom objektifi ve Full HD video kaydi ile de öne çikiyor.
Casio EX-F1’in 6 megapixel görüntü kalitesi, saniyede 60 kare fotograf çekme hizi ve sensör hareketli görüntü sabitleme özelligi ile spor ve doga fotografçilarinin vazgeçilmez yardimcisi olmaya aday. Ürünün 35-420mm (35mm esdeger) 12x zoom lensi ise yavrularini besleyen bir kusun kanat çirpislarini bile en net sekilde fotograflamaniza olanak sagliyor.
Full HD Video Kaydi Casio EX- F1, sadece gelismis video kameralarda bulunan Full-HD (1920 x 1080 piksel) görüntü kaydi yapabilme özelligine de sahip. Ürün, saniyede 60 kare hizinda Full-HD çözünürlükte görüntü kaydi yapabiliyor. Üstelik çekilen görüntüler HDMI kablosu ile dogrudan televizyona aktarilabiliyor.
Yüksek hizda CMOS görüntü algilayiciya ve LSI görüntü islemciye sahip EX-F1, fotograf çekiminde oldugu gibi video çekiminde de “hiz” kurgusuna sahip. Kullanicilara 300, 600 ve 1200 kare/saniye video çekim seçenegi sunan EX-F1, saniyede 1200 kare video çekim özelligi ile makine, gözün yakalayabileceginden çok daha hizli hareketleri kaydedebiliyor. Ayni zamanda VGA esdegeri (640x480) AVI formatinda 300 kare/saniye video çekim hizina ulasan makine, bu özelligi ile daha önce sadece profesyonel video kameralarin özelligi olarak bilinen ‘ultra yavas’ film çekimlerini yapabiliyor. Casio Exilim Bayileri ile teknomarketlerde bulabileceginiz Casio EX-F1,Türkiye’de KDV dahil 1.599 YTL’den satisa sunuldu.
|
Tarih: 00:53, 23/5/2008 Kategori: teknolojivebilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|